Kelime değil, sözcük severim; içinde söz’ün ikamet ettiği mekân gibi görünür bana. Kelam anlamıyla kelime, dili tanrı katına hapsediyor; oysa sözcük, söz anlamıyla beşeri/dünyevi kılıyor dili… Akıl bedenin salgısıdır. Bedeni neşelendiren şeyler/kuvvetler aklı ateşler. Etkilenme kapasitemiz, sevme yetimizi sanatsal cüretle taçlandırır… Sanat nesnesini güzel kılan “vahşi oluş”, tiksinme ile büyülenme arasındaki mesafeyi silebilir… Sanatın doğayı aşma çabası, doğal bir eğilimdir; felsefenin ancak aşılarak gerçekleştirilebileceği gibi… Sıradan biriyle hiç karşılaşmadım. Sessizlikten ve insanın yüzünden daha derin bir kaos ne ola ki…
suat hayri küçük
06.06.18
